Direk temas veya cinsel yolla bulaştığı mukoza veya bütünlüğü bozulmuş cildin epidermis tabakasında çoğalarak ağrılı veziküllerle seyreden tabloya tol açarlar. Primer enfeksiyondan sonra bölgesel sinir ganglionlarına yerleşip latent halde kalır. Başta immün süpresyon olmak üzere değişik faktörlerin etkisiyle zaman zaman reaktive olup benzer lezyonlar oluştururlar. HSV-I % 80 - 90 oranında ağız ve göz çevresinde, HSV-II ise % 80 genital bölgede enfeksiyon yapar. Her iki virüse karşı seropozitiflik gelişmekte olan ülkelerde daha yüksek olup HSV-I'e karşı antikor pozitifliği % 76 - 95, HSV-II' ye karşı %15 - 43' tür. HSV-II' nin yaygınlığı puberte sonrası cinsel aktivite sıklığıyla paralellik gösterir.
Sağlıklı erişkinlerde enfeksiyon genellikle asemptomatik veya hafif seyirli olup yeni doğanlarda ciddi enfeksiyon tablosuna yol açabilmektedir. Yeni doğan enfeksiyonu % 5 intrauterin, % 80 doğum anında ve % 15 doğumdan sonra bulaşmaktadır. Gebeliğin erken dönemindeki enfeksiyonlar fetüsün kaybına yol açabilmekte,geç dönem enfeksiyonlar ise mikrosefali , hidrose fali, anensefali, göz ve cilt lezyonları, vs. ye yol açmaktadır.
Gebelikte, sadece virüsle karşılaşma riski yüksek olanlara tarama testi önerilmektedir. Serolojik testler sadece annenin daha önce virüsle karşılaşıp karşılaşmadığını göstermekte olup akut enfeksiyon ve bulaştırıcılık riski hakkında kesin bilgi vermemektedir. Aktif lezyonu bulunanlara tedbir olarak sectio sezeryan önerilmektedir. |
|