Sadece insanlara özgü olan rubella virüsü, solunum yoluyla bulaşmakta olup kış ve ilkbahar aylarında enfeksiyona yol açmaktadır. Ortalama 2 haftalık inkübasyondan sonra tipik deri döküntüleri, üst solunum yolu bulguları,hafif ateş,kırgınlık ve lenfadenomegalilerle seyreder. Suboksipital ve retroaurikuler lenf bezlerindeki büyüme tipiktir. ( Thedor fenomoni ). Döküntüler yüzde başlar ve tüm vücuda yayılır. Makülopapüler karekterde olup bazen kaşıntıyla seyreder.
Virüs, viremi döneminde plasenta yoluyla fetüse ulaşıp direk hücresel hasar oluşturmakta ve mitozu engellemektedir. Gebelikte görülen rubella vakaların da % 50 ye yakınının subklinik ve bulgusuz seyretmesi serolojik takip ve kontrolü zorunlu hale getirmektedir. Virüsün plasentada aylarca canlı kalması fetüsün kronik temasına sebep olur.
| |
Gebelik haftası |
Bulaşma oranı % |
 |
| |
İlk 8 hf |
80-100 |
 |
| |
8-11 hf |
90 |
 |
| |
11-12 hf |
33 |
 |
| |
13-14 hf |
11 |
 |
| |
15-16 hf |
24 |
 |
| |
İkinci trimester |
24-47 |
 |
Tablo : Gebelik haftasına göre rubella bulaşma oranı
Organogenez dönemindeki bulaşmaya bağlı hasar en şiddetlidir ve multiorgan defektleri sıktır. Gebelik ilerledikçe tek organ defektleri görülür.
Konjenital rubella sendromunda görülen bulgular:
• Göz : katarakt,glokom,retinopati
• Kardiyovasküler sistem : PDA,periferik pulmoner arter stenozu,
septum defektleri, myokardit
• MSS : mikrosefali,gelişme geriliği,meningoensefalit
• Sensorinöral sağırlık
• Trombositopenik purpura
• Hepatit, pnömoni, kemik defektleri,vs
Konjenital rubella sendromuyla doğan bebeklerin 2 yıla kadar virüsü bulaştırmaya devam edebildiği bildirilmiştir. Yine bu bebeklerde 20 - 30 yaşlarda progresiv panensefalit ve Tip-1 diabetes mellitus gelişebilmektedir. ( uzamış rubella sendromu ). Doğumda klinik bulgusu olmayanların da üçte birinde ileri dönemlerde gelişme gerilikleri görülebilmektedir.
Hastalığın tanısında klinik bulgular önemlidir. Virüsün izolasyonu mümkün olmakla birlikte rutin uygulamada serolojik testler ön plana çıkmıştır. En sık kullanılan yöntem spesifite ve sensitivitesi oldukça yüksek olan immünoassay çalışmalarıdır.
Spesifik IgM antikorları, döküntülerden 1 - 3 gün sonra tesbit edilebilmekte, 2 - 4 haftada pik yapmakta ve 6 - 9 haftada kaybolmaktadır. Bazen IgM antikorları 1 yıla kadar pozitif kalabilmekte, bağışık kişilerin reenfeksiyonlarında zayıfta olsa pozitifleşebilmektedir.
IgG antikorları ise döküntülerden 1 - 2 hafta sonra pozitifleşmektedir. Primer enfeksiyon tanısı için IgG ve IgM antikorları birlikte değerlendirilir. Tek başına IgG pozitifliği geçirilmiş enfeksiyonun göstergesidir. IgM pozitifliğinin şüpheli olduğu durumlarda IgG avidite testi tanıya yardımcı olur. Doğum sonrası kord kanında IgM pozitifliğinin saptanması konjenital rubella enfeksiyonu tanısı için yeterlidir.
|
|